google etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
google etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2009 Cuma

8. GÜN 8. FİKİR

Makyaj malzemesi reklamı. Markamızın adı "BEAUTY":

Bir evdeyiz. Bir kadın makyaj masasına oturmuş, karşısında ayna. Kadını arkadan görüyoruz, yüzünü göremiyoruz. Masanın üstünden ruj, rimel, fondoten gibi ürünleri aldığını görüyoruz. Kapı çalıyor. Kadın makyajını tamamlamış bir şekilde dönerek kapıya doğru yürüyor. Kadının çok güzel ve alımlı olduğunu görüyoruz. Kocasını karşılıyor. Kocası büyülenmiş bir şekilde karısına bakıyor. Kadın kocasını kravatından çekerek yatak odasına götürüyor. Işığı kapatıyor.


2. sahne. Sabah olmuş. Adam uyanıyor. Yüzünde mutluluğunu belli eden bir gülümseme. Karısına dönüyor ve sıçrayarak bağırıyor. Çünkü dün gördüğümüz güzel kadın yerine çok çirkin bir kadın görüyoruz bu sefer.

Sloganımız geliyor: Beauty, mucizeler yaratır

Reklamımız iyice hafızalarda yer ettikten sonra ilk sahneyi atıp 2. sahnede biraz değişiklik yapıp yayınlıyoruz:

Sabah olmuş. Adam uyanıyor. Yüzünde mutluluğunu belli eden bir gülümseme. Yana dönüyor ve sıçrayarak bağırıyor. Çünkü yanında bir erkek.

Sloganımız geliyor: Beauty, mucizeler yaratır.

2 Şubat 2009 Pazartesi

3. GÜN 3. FİKİR

Ali Taran'ın beni işe alması için bir TV reklamı yapsaydım nasıl olurdu?



Bir ofis ortamı, yoğun bir çalışma. Kamera açık ofis diye tabir ettiğimiz, birçok insanın bir arada çalıştığı bölümde geziniyor. En az 20 -30 masa, 20 – 30 çalışan, kamera çalışanlar arasından geçiyor hızlıca. Bir masada duraksıyor. Masa boş. O karmaşanın içinde tek bir boş masa çok göze çarpıyor. Masanın sahibi o gün hiç gelmemiş gibi. Sonra ince bir koridor boyunca ilerliyor kamera. Büyükçe bir oda ve bir sekreter belli ki patronun odası. İçeri giriyor kamera patron ceketini giyiyor. Cep telefonunu alıp ceketinin iç cebine koyuyor. Birkaç adım atıyor kapıya doğru, belli ki dışarı çıkacak. Masasındaki telefon çalıyor. Dönüp bakıyor telefona, açmakla açmamak arasında kararsız. Devam ediyor patron yoluna. Açmıyor telefonu.



Kamera şimdi başka bir ofiste. Bir iş adamı, yaşlı, masasında oturuyor, elinde telefon. Telefonun çaldığını duyuyoruz fakat cevap vermiyor karşı taraf. Hafif kızgın bir ifadeyle telefonu kapatıp başka birini arıyor. Ok diyor iş sizindir. En kısa zamanda sözleşmeyi yapalım, malları 1 ay içinde istiyorum.




Ekran donuyor. İki donmuş kare görüyoruz. Solda telefona bakmayan patron. Sağda iki tedarikçi arasında kararsız kalmış, biri telefonuna cevap vermediği için diğerini seçen iş adamı. Bir ses duyuyoruz: “Keşke 1 dakika ayırıp o telefona baksaydı hayatının en büyük işini alacaktı.”




Ve slogan beliriyor: KEŞKE DEMEMEK İÇİN FIRSATLARI KAÇIRMAYIN




Bu sefer kamera bir evde... Yaşlı bir adamla 25 yaşlarında genç bir çocuk. Hararetli bir tartışma içindeler. Belli ki bir baba ve bir oğul. Genç çocuk kapıyı çarpıp çıkıyor. Yaşlı adam üzgün.




Kamera tekrar ofiste çalışanların arasından geçip en baştaki boş masaya geliyor. Bizim genç çocuk o masanın sahibiymiş meğer. Masasının sağ köşesinde telefon, onun yanında babasıyla olan bir resim. Telefon çalıyor. Arayan annesi, babasının öldüğünü söylüyor. Telefonu kapatıyor yavaşça, gözleri doluyor, babasının fotoğrafına bakıyor ve koşarak çıkıyor ofisten. Ekran donuyor. Sağ tarafta oğlu kapıyı çarpıp çıktıktan sonra yıkılmış baba, sol tarafta boş masa. Bir ses duyuyoruz: “Keşke son görüşmeleri böyle olmasaydı, keşke fırsatı varken son bir kez seni seviyorum diyebilseydi.”




Ve slogan beliriyor: KEŞKE DEMEMEK İÇİN FIRSATLARI KAÇIRMAYIN




Kamera bir ofiste... Bilgisayarı, klavyeyi ve 2 adet el görüyoruz. Maillerine bakıyor. İlk sıradaki maili açıyor. Bir iş başvurusu, Adil Zehir’den gelmiş. Reklam yazarlığı için başvurmuş. Bilgisayar başındaki kişi maili okumadan siliyor. Bir ses duyuyoruz: “Keşke ona, birkaç yıl sonranın en iyi reklam yazarlarından birine bir şans verseydi.”




Ve slogan beliriyor: KEŞKE DEMEMEK İÇİN FIRSATLARI KAÇIRMAYIN

30 Ocak 2009 Cuma

1. GÜN 1. FİKİR




Şu kimlik doğrulama kodu, görsel doğrulama kodu diye anılan, resimde gördüğünüz eğik büğük yazıyı yandaki, ordaki, burdaki kutuya yazınız diye karşımıza çıkan "capcha"ları hepiniz biliyorsunuz. Artık üyelik isteyen her web sitesinde, TC kimlik no ve vergi kimlik no sorgularken, bloglara yorum yazarken, paylaşım sitelerinden herhangi birşey indirirken, ve daha bir sürü yerde karşımıza çıkıyorlar. Birçoğunuz gibi ben de gıcık oluyorum "capcha"lara. Hiç bir göz kusurum olmamasına rağmen bazen okuyamıyorum. Yorulup üye olmaktan, işlemi yapmaktan vazgeçtiğim bile oldu.




Gelgelelim diğer konuya; reklamcılık deyince akla ilk TV reklamları geliyor. Halbuki internet reklamcılığı TV'ye göre hem daha az maliyetli hem de doğru yerde, doğru şekilde kullanıldığında daha geniş, daha fokus gruplara ulaşabilir. İnternet reklamcılığının en büyük sorunlarından biri de reklam ürünlerinin yetersiz olması bence. En popüleri banner. Hareketli banner, kübik banner. İlk ekşi sözlükte gördüğüm site giydirme çok yaratıcı. "User generated contents" içeriğini kullanıcının belirlediği ya da katkı sağladığı yarışma, oylama, forum gibi şekillerde karşımıza çıkan ürün doğru kullanıldığında çok başarılı fakat artık birşey üretemeyen yazarların ilk kurtarıcısı halini alıyor yavaş yavaş.




Ben diyorum ki "capcha"lardan kurtulup yeni bir reklam ürünü bulalım.



Reklam ajansı olarak çok büyük kullanıcı kitlesi olan sitelerle anlaşalım. Misal gmail, yahoo, hotmail, blogger, rapid share, vs... Bu sitelerde "capcha" yerine her seferinde random, kısa bir reklam videosu gösterilsin ve videodaki markanın isminin kutucuğa yazılması istensin.




Reklam veren olarak düşünüyorum: Kullanıcı reklam filmimi izliyor, markamı algılıyor ve markamı kutucuğa yazarak 2. kez zihnine kaydediyor. WOW




28 Ocak 2009 Çarşamba

BU BLOG BİR İDDİADIR

Bu Blog benim iyi bir "reklamcı" olduğum iddiasıdır ve amacı bu iddiayı kanıtlayarak Ali Taran'ın beni işe almasını sağlamaktır. Bu iddiayı kanıtlamak için 1 Şubat tarihinden itibaren hergün bu blogda sizlerle yeni bir fikir paylaşacağım. Bu fikirler bazen bir reklam metni ya da senaryosu, bazen belirli bir ürün ya da marka için pazarlama stratejisi, bazen reklamcılıkla ilgili farklı bir bakış açısı, bazen de yeni bir iş fikri olarak karşınıza çıkacak. Bütün fikirlerin ortak noktası ise yaratıcı olmaları olacak ki benim iddiam da zaten budur. Kolay vazgeçmek yok. Amacıma ulaşmak için en azından 365 gün 365 yeni fikirle burada olacağım (Umarım bu kadar uzun sürmez). Milat 1 Şubat. Görüşmek üzere...

25 Ocak 2009 Pazar

BİR NEVİ REFERANSLAR

Bugün 3. günüm. Bir çok destek mailinin yanı sıra köstek maili de alıyorum doğal olarak. Herkes sağolsun. Gelen destek maillerinden bazıları benim adıma değil, blogda yayınlamam için Ali Taran adına yazılmış. Bu destek maillerini yayınlamaya karar verdim:



_ Ali Taran, elimde seninle ilgili çok gizli belgeler var. Eğer bu çocuğu işe almazsan belgeleri açıklarım ona göre. Cemal Kılıçtaroğlu



_ Hey man what is your problem? Hire him. Don't you see that he is a smart guy? Barran Obara



_ Aliciğim, bu çocuğu da al git. R. Tayyip Erdonar



_ Evet Ali Taran, bu çocukla beraber geri dönülmez bir yola girmeye hazır mısın? Ahmet Çeker



_ Blogu çok beğendim. Ali Taran yap bir güzellik. Bu arada herkesin gördüğü üzere mail de atabiliyorum. Kadri Toptaş